Anlamsız, boş ve geçmek bilmeyen koca bir cumartesi günüydü işte…
Yine
Yine gözlerim dalmış boş boş monitöre bakarken buldum kendimi, ne düşündüğümüde hatırlamıyorum doğrusu…
Mustard = Truth
Truth is like mustard. It comes in many different jars and flavors. When you find one particular kind you like, you tend to stick with it, and ignore all the other varieties.
Also, it doesn’t taste good by itself — in fact, by itself, it’s disgusting. So we’re always slathering it on to something else. Like bread or sausages. The taste of truth makes the taste of other things palatable.
A lot of people hate mustard. And it’s easy to live without it. Even for those who do like it, it’s only a tiny portion of their overall diet. There’s a good reason for this: if you lived on nothing but mustard, you would die.
I thought about all of this while having a shit. And I felt the need to share. So here we are.
Bazen
Bazen yazmak istemez insan;
Kelimelerin taşıyamayacağı ağırlıklar olduğunu düşünür. Cümle
kuramaz, kurar kurar bozar. Hiçbir cümlenin tam olarak doğru anlamı
veremiyeceği kanaati yerleşir içine, her nedense.
Bazen yazmak istemez insan;
Konuşmak istemez, söyleyeceği her şeyi teker teker susmak ister.
Suskunluğa sığdıracaklarının, sözlerle; boş sayfayla ifade
edeceklerinin, yazıyla heba olmasından korkar.
Bazen yazmak istemez insan,
Düşünüp içine atmanın, susup içinde saklamanın, söylemeyip sır
olarak saklamanın daha doğru olduguna inanmaya başlar.
Bazen yazmak istemez insan;
Parmakları ile bilgisayarın klavyesi, kalemı tutan eli ile kağıt
arasında bir yabancılık keşfeder. Harflerin yerini ve şeklini unutur
bir süre.
Bazen yazmak istemez insan;
Oturup başını öne eğmek, kalkıp yürümek, derin bir nefes almak,
olamayacağı yerlerde olduğunu düşlemek, hayaller kurup ütopyalar
üretmek ister.
Bazen yazmak istemez insan;
Önüne bir kağıt alıp karalamak ister. Bu çizgilerin içinden anlamlı
sözlerin daha çok çıkacağı duygusuna kapılır. Hiçbir şey düşünmeden
vardığı yerin, yazdıklarıyla vardığı yerden daha güvenli
olacağı fikri dolaşır beyninde.
Bazen yazmak istemez insan;
Kalemı kırmak, kağıdı yırtmak, bilgisayarı devirmek, tüm mesajları
silmek ister bazen. Susmak ister, yorulmak, dağılıp paramparça olmak
ister. Büyük bir yorgunlukla derin bir uykuya dalmak, derin bir
susuzlukla, kana kana sular içmek, dağılıp paramparça olup yeni
baştan dirilmek ister.
Bazen yazmak istemez insan;
Geçecektir, herkes gibi olacaktır. Treni kaçıracak, istasyonda tek
başına kalakalacaktır. Geçecektir.
Bazen yazmak istemez o kadar…
Lost
Göz kapaklarım kapanmaya başlamadan, yazmayı bi kenara bırakıp, hemen şimdi lost seyretmeli.. hemen şimdi
Gibidir
İyi bir insan olduğunuz için, dünyanın size adil davranmasını beklemek, vejetaryan olduğunuz için bir boğanın size saldırmamasını beklemek gibidir.